Müzisyen Yücel Arzen: “Burası bin yıldır mazlumlara sığınak olmuş yerin adıdır”

Müzisyen ve AK Parti İstanbul milletvekili Yücel Arzen, Malazgirt Zaferi’nin 952. yıl dönümüne ithafen “Malazgirt Zaferi” isimli esere söz yazıp, beste yaptı.

Arzen ve Kazak sanatçı Gülcan Korganbegova, birlikte seslendirdikleri esere ve Malazgirt Zaferi’ne ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Malazgirt Zaferi’nin Anadolu’nun Türk ve İslam yurdu haline dönüşünün simgesel bir işareti olduğuna dikkati çeken Arzen, “Alparslan açtığı bayrakla bu toprakların Müslümanlarını birleştirdi. Tarihçiler çok daha iyi bilir. O gün Alparslan’ın açtığı Liva-ül Hamd Sancağının bütün bir Müslüman coğrafyasını birleştirdiğini biz biliyoruz. Kürtler, Araplar, Farsiler herkes o bayrağın altında toplandı. Küffara karşı, ‘Biz artık burada biriz, yan yanayız ve burası artık Müslüman yurdudur.’ dedikleri tarihtir 1071.” ifadelerini kullandı.

Arzen, Orta Asya ve Uzak Asya gibi isimlerle adlandırılan alana “Türkistan” demeyi uygun bulduğunu aktararak, Türklerin yaşadığı bölgeyi birlikte anmanın, birlik ve beraberlik sağlayacağını aktardı.

Sanatın asli görevinin birleştiricilik olduğuna işaret eden Arzen, “Ben sadece Türkistan’la değil aynı zamanda bütün dünyayla birleşmek istiyorum. Şeyh Galip’in ünlü bir dizesi var, ‘Bir şulesi var ki şem’i canın/Fanusuna sığmaz asumanın.’ Nesimi’nin söylediği, ‘Ben bu cihana sığmazam’. Ben bütün zamanlar ve bütün mekanlara talibim. Benim bir insan olarak arzum bu. Ben bütün dünyayı istiyorum.” ifadelerini kullandı.

“Biz mazlumların merhametine talibiz”

Malazgirt Zaferi’nin toplum tarafından iyi idrak edildiğine de değinen Arzen, şunları kaydetti:

“Biz Grek’ten Yunan’dan çok daha iyi plastik ürünler verdiğimiz, Acem’den çok daha iyi şiir okuduğumuz için biz değiliz. Biz piramitlerden, Tac Mahal’den, Ulm Katedrali’nden çok daha girift mimari ürünler verdiğimiz için biz değiliz. Biz onlardan çok daha büyük yapıtlar yaptığımız için biz değiliz. Bizim alametifarikamız başka. Zaten Bach’ın, Beethoven’ın, Mozart’ın karşısına Itri’yi, Dede Efendi’yi, Zekai Dede’yi koyma aczini konuşmuyoruz. Turgut Cansever’in ‘Leonardo da Vinci yapıt yaptı, Mimar Sinan ibadet etti.’ sözünü insanların düşünmesini isterim. Peki bizim büyüklüğümüz nerede? Biz kendi poetikamızı ve politikamızı Topkapı Sarayı’nın girişinde yazan yazıdan bağımsız düşünemeyiz. ‘Burası mazlumların sığınağıdır.’ Ayasofya’yı büyük ve önemli kılan bir mimari ürün olması değil, dünya mazlumlarının arzusuna talip olmasıdır. Onların kubbesi olma özelliğidir. Biz mazlumların merhametine talibiz. Bizim büyük zenginliğimiz bu.”

“Parya sözcüğündeki tatlı su kurnazlığını görmezlikten gelemem”

“Malazgirt Zaferi” eserinin solisti Gülcan Korganbegova ile TRT Müzik kanalında yaptığı “Ses Ver Dünya” isimli program vesilesiyle tanıştıklarını aktaran sanatçı, programda yolu Türkiye’den geçen Afrikalı, Asyalı, Avrupalı sanatçıların kendi müziklerini tanıttıklarını söyledi.

Teoman’ın Necip Fazıl Kısakürek’e adadığını açıkladığı “Kendi Vatanında Parya” isimli şarkısına da değinen Arzen, şunları kaydetti:

“Önce gelen evi kendisinin zannediyor. Bu bir acz. Burası bin yıldır mazlumlara sığınak olmuş yerin adıdır. Biz mazlumlar, bu sığınakta farklılıklar korunarak birbirimize dönüşmeden, oryantasyona uğratılmadan yaşayabileceğimizi gösterebildik. Bunu yeniden tecrübe edebiliriz. Teoman bunun bir ironi olduğunu söylüyor da şunu söylüyor aslında. ‘Biz bu toprakların sahibiydik ama siz buraya Kürtleri, Arapları, Özbekleri, Kazakları, Afganları, Suriyelileri doldurarak bizi kendi vatanımızda parya yaptınız.’ diyor. Bu Batıcı bir bakış, bir insanlık suçu, çok kötü bir yaklaşım. Çünkü biz Malazgirt’ten beri bin yıldır bu paylaşımla çoğalmış insanlarız. Dolayısıyla bu parya sözcüğündeki tatlı su kurnazlığını görmezlikten gelemem. Hele buna Üstad’ı alet etmek son derece ucuz bir yaklaşım. Cem Karaca’nın ‘Sahibi Geldi’ adlı şarkısında ne dediği anlaşılmamış. Tekrar dinlenirse orada kent soyluları, bu şehir benim diyen adamları alaya alıyor. İkisi arasında çok büyük fark var. Şarkıyı Necip Fazıl Kısa Kısakürek’e adamak ile adak olmak arasındaki farkı da düşünmelerini isterim insanların. Bir şeyi adamakla, adak olmak ayrı şeyler.”

“Bizim kökümüz, dilimiz, dinimiz aynı”

Kazakistanlı sanatçı Gülcan Korganbegova ise yıllar önce konservatuvarda öğrenciyken İstanbul’a konser vermeye geldiklerini ve eşiyle İstanbul’da yaşama hayali kurduklarını söyledi.

Akademik kariyer için İstanbul’a taşındıklarını söyleyen Korganbegova, “Bizim kökümüz, dilimiz, dinimiz aynı. Buraya eşim de ben de doktora yapmak için gelmiştik. Şimdi yüksek lisansta tez aşamasındayım. Müzik öğretmeniyim, aynı anda halk şarkıları söylüyorum.” dedi.

Korganbegova, Malazgirt Zaferi projesinin çok anlamlı ve keyifli bir proje olduğunun altını çizerek, eşiyle Türk Dünyası Çocuk Sanat Festivali yaptıklarını ve Türk dünyasının yetenekli çocuklarını dünyaya tanıtmak istediklerini aktardı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x